• Bruce Fein: - “Ermeni soykırımı yalandır”

24 Nisan 2012’de Ermenileri Anma Günü’nde, Başkan Barack Obama “Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarındaki 1,5 milyon Ermeniyi [ölümünü] anma” ile ilgili bir bildiri yayınladı. Başkan tökezledi.

Mark Twain’e göre 3 çeşit yalan vardır: Yalanlar,  kahrolası yalanlar ve I. Dünya Savaşı sırasında birçok Ermeni’nin sözde soykırımda öldürüldüklerini iddia eden bir takım Ermeniler ve onların yankı odaları. Neredeyse bir asır sonra, iddia ettikleri ölüm sayısı 1,5 – 2 milyon arasında gidip gelmektedir. Ancak Ermeniler ya da onların sempatizanları tarafından yapılan en iyi tahmin 300.000-750.000 (Anadolu’da öldürülen 2,4 milyon Osmanlı Müslüman ile karşılaştırılmıştır). Dahası, bu ölümlerden bir tanesi bile yetkili 1948 Soykırım Kongresi’nde soykırım olarak tanımlanmamıştır. Bu, itham edilen tarafın, bir grubun tamamının ya da önemli bir kısmının özellikle ırkı, milleti, dini ya da etniği yüzünden fiziksel olarak yok edilmesinden sorumlu olduğuna dair kanıt gerektirir. Siyasi ya da askeri bir nedenle ilgili bir ölüm bu tanımın dışında kalır.  Savaştan hemen sonra yani olaylar ve anılar henüz tazeyken, Ermenilerin yüksek zayiat rakamları ya da ölümleriyle ilgili soykırım nedenleri uydurmak için bir teşvikleri yoktu. Onların amacı devlet olmaktı. Ermeniler, Başkan Woodrow Wilson’ın On dört Madde (Wilson Prensipleri)’sindeki özerklik konsepti ile cesaretlendirilmişlerdir (Yeni bir ulus olmayı umdukları Doğu Anadolu’da azınlık olduklarını unutarak).  Ermeni liderler Osmanlıyı desteklemek için verdikleri desteğe ve bir Ermeni ulusunu kuracak nüfusa dikkat çekmektedirler. Daha sonra Paris Barış Konferansı’nda (1919) Ermeni Delegasyon Başkanı olan Boghus Nubar, Fransa Dışişleri Bakanı Stephen Pichon’a yazdığı mektupta şöyle demiştir: “Savaşın başlangıcından beri Ermeniler bilfiil savaşmışlardır, Müttefiklerin yanında tüm cephelerde savaştıklarını, İtilaf’a olan sarsılmaz bağlılıkları adına büyük fedakârlıklara ve acılara katlandıklarını siz de biliyorsunuz…” Nubar, daha öncesinde Dışişleri Bakanlığına 29 Ekim 1918 yılında Ermenilerin bağımsızlıklarını kazandıklarını yazmıştır: “Biz bunun için mücadele verdik. Biz kanımızı bunun için hesapsız bir şekilde akıttık. Bizim halkımız zafer kazanan ordunun cesur kısmında rol oynadı.”

Ermeniler, 1921’de Sovyetler Birliği tarafından ilhak edilmesi ve Lozan Antlaşması’na göre yıkık devlet olması ile ilgili araştırma yaptıkları zaman seslerini sözde soykırım tezi üzerine yükselttiler. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nden tanınma, savaş tazminatı ve sınırların değiştirilmesi şeklinde bir “diyet” talebiydi. Ermeniler, durumlarını daha inandırıcı hâle getirmek için ölü sayısını yükselttiler. Ayrıca; sanki yardıma muhtaç silahsız kuzuları yok eden Türklere karşı savaşırken ölmüşler gibi olay örgülerini değiştirmişlerdir.

Bir Ermeni rahibi olan Vahan Vardapet’in tahminlerine göre Osmanlı Ermenilerinin savaş öncesi nüfusu 1,26 milyondur. Barış Konferansı’nda Ermeni lider Nubar 280.000 Ermeni’nin İmparatorluk’ta olduğunu 700.000’nin ise göçmen olduğunu belirtmiştir. Bu Ermeni rakamlarını kabul edersek, ölüm sayısı 280.000 olurdu. Ermeni-Amerikan toplumunun George Montgomery’sine göre savaş öncesi Ermeni nüfusu 1,4 milyon, ölü sayısı ise 500.000 ya da daha az olarak tahmin edilmektedir.  Ermeni Van Cardashian’ın 1919’daki Senato Dış İlişkiler Komitesi’nden önceki tanıklığına göre Ermeni ölü sayısı 750.000 olarak görünür, ör; savaş öncesi nüfus 1,5 milyon ve savaş sonrası rakam 750,000.

Devlet olma umudunu yitirdikten sonra Osmanlı Müslümanlarına karşı, yobaz ve saygısız Hristiyanları sömüren soykırım oyununu oynamaya başladılar. Bu kişiler daha önceki başarılı Anti-Osmanlı propagandalarıyla anımsanırlar. Savaş boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nda görev yapan Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi Henry Morganthau açık bir şekilde ırkçılık yapmış ve propagandayı desteklemiştir. 26 Kasım 1917’de Morgenthau Başkan Wilson’a yazdığı bir mektupta açıkça Türkleri ve Almanları “devletin savaş politikası için zafer kazandıklarına” dair kötüleyen bir kitap yazmaya niyeti olduğunu belirtmiştir.  Bu biyografide, “Büyükelçi Morgenthau’nun Hikâyesi”, Türklere karşı ırkçı nefretini (“hümanizm ve medeniyet bir anlığına bile akıllarına girmez”) ve Ermenilere karşı duyduğu koşulsuz hayranlığı (“zekâ ve ahlaki olarak Türklerden çok daha üstünler”) açığa vurmuştur.

İngiltere Başbakanı Gladstone’nun 1876 yılında 60.000 Bulgar Hristiyanın katledilmesi ile ilgili histrionik rakam batının hayal gücünü de aşmıştır. Gerçek rakam daha sonra İngiliz Büyükelçi tarafından, ilk olarak Hristiyanların katlettiği Türklerin de dâhil olduğu 3.500 kişi olarak belirtilmiştir.

Ermeniler güvenilir suları test etmek için ölü sayısını, 280.000-750.000’den, önce 800.000’e yükselttiler. Bu, destek kampanyalarından kolayca etkilenen bilgisiz siyasetçilerce uygun bulunmuştur. Ermeniler daha sonra 1,5 milyona sıçramış ve ondan sonra da Ermeni tarihçi Kevork Aslan tarafından 1,8 milyona ulaşmıştır. Son on yılda, Ermeni bir çoğunluk çağdaşlarının tahminini %200-500 geçen ölü sayısını 1,5 milyon olarak kabul etmiş görünüyor. Şimdi, kongresel soykırım çözümünün gerçekleşme şansına karşılık 2,5-3 milyon ölü sayısıyla sularımızı deniyorlar. Bu, şişirilmiş ölü rakamlarının şampiyonlarının, sahnedeki Ermenilerin neden suçlu olduklarına dair bir açıklamaları olmadığını gösteriyor. ABD-Afgan savaşında Afgan sivillerin bugünkü ölü sayısıyla ilgili absürtlüğü düşünecek olursak bu 2109’da lehe çıkacak bir rakamdır.

Ermenilerin orijinal acı bir hikâyesi var. Bu büyük ölçüde savaş boyunca Osmanlı Müslümanları tarafından anlatılabilecek trajedi ve acıyla örtüşen bir hikâyedir: Etnik arındırma, açlık, kötü beslenme, tedavi edilemeyen salgın hastalıklar ve savaş halindeki İmparatorluğun zayıflaması ve çökmesinin travmatik sefaleti ile Anadolu’da 2,4 milyon insan öldü.

Çarpıtılmış tarihi gerçekler Türk-Ermeni barışı için bir ön odadır. İşte bu nedenle Türk Hükümeti, I. Dünya Savaşı’ndaki ölü sayısını ve karakterini belirlemek için konu ile ilgili arşivlere girecek tarafsız ve bağımsız uzmanlardan oluşan bir uluslararası komisyon teklif etmiştir. Ermeniler katılmıyorlar, çünkü kendi rakamlarından ve ithamlarından şüphe ediyorlar.

*Bruce Fein ABD eski başkanı Ronald Reagan’ın danışmanıdır.

Makalenin orijinali "Huffington post" sitesinde yayınlandı


Yazar Bruce Fein/Huffington post